01.11.2026Pasinler☼
Pasin Ovası · Erzurum · TürkiyeYerel habercilikte hızlı, anlaşılır ve güvenilir yayın
Pasinlerin Sesi
Tarihin İzindeDadaşın Sesi
◖ SON GELİŞMELER
TÜMÜ →
Ana Sayfa › Köşe Yazıları
REKLAM · HABER DETAY ÜST
· Köşe Yazıları ·

Azerbaycan Sizin Vilayetiniz Değil !

Azerbaycan Sizin Vilayetiniz Değil !
◷ 5 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi

“İki devlet, tek millet” diyerek kardeşlik nutukları atanların bir kısmı, Azerbaycan'ın bağımsız kararlarına gelince iki devlet gerçeğini unutuyor. Başörtüsünden dış politikaya, İsrail'le ilişkilerinden toplumsal yaşamına kadar Bakü'ye talimat vermeye kalkışanlar şunu iyi anlamalı: Azerbaycan Türkiye'nin bir vilayeti, Bakü de Ankara'nın bir ilçesi değildir. Kardeşlik vesayet değil, egemenliğe saygı gerektirir!"

REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI
AZERBAYCAN SİZİN VİLAYETİNİZ DEĞİL! Kardeşliği vesayet hakkı zannedenlere birkaç söz... “İki devlet, tek millet” sözünü dillerinden düşürmeyenlerin bir kısmı, iş Azerbaycan'ın kendi kararlarını vermesine gelince iki devlet gerçeğini unutuyor. Kardeşlikten söz ediyorlar ama kardeşlerinin nasıl yaşayacağına, neye inanacağına, kimlerle ilişki kuracağına ve hangi dış politikayı izleyeceğine kendileri karar vermek istiyorlar. Oysa Azerbaycan ne Türkiye'nin bir vilayetidir ne de birilerinin ideolojik hayallerini gerçekleştireceği deneme tahtasıdır. Türkiye'de son yıllarda tuhaf bir alışkanlık gelişti. Kendisine mikrofon uzatılan, sosyal medyada birkaç bin takipçiye ulaşan, dinî veya siyasi bir düşüncenin temsilcisi olduğunu iddia eden bazı çevreler, Azerbaycan'ın iç işlerinden dış politikasına kadar hemen her konuda hüküm vermeyi kendilerinde hak görüyor. Azerbaycan'da başörtüsü tartışması yaşansa Türkiye'den fetva yetiştiriyorlar, Bakü İsrail'le ilişki kursa hesap soruyorlar, İran'la mesafesini belirlese itiraz ediyorlar, Rusya'yla diplomasi yürütse rahatsız oluyorlar. Yetmiyor, Azerbaycan halkının nasıl yaşaması, devletinin nasıl yönetilmesi ve hangi ülkelerle dostluk kurması gerektiğini de tarif etmeye kalkıyorlar. İnsan ister istemez soruyor: Siz Azerbaycan'ı bağımsız bir Türk devleti olarak mı görüyorsunuz, yoksa Ankara'dan talimat beklemesi gereken bir taşra yönetimi olarak mı? Çünkü sergilediğiniz anlayışın kardeşlikle, karşılıklı saygıyla ve devletler arasındaki eşitlikle açıklanabilecek bir tarafı yok. Kardeşlik başka şeydir, vesayet başka. Ve hiç kimse kardeşlik adına başka bir milletin iradesine ipotek koyamaz. BAŞÖRTÜSÜ ÜZERİNDEN AZERBAYCAN'A AKIL VERENLER! Azerbaycan'ın başörtüsüne, dinî eğitime ve kamusal alandaki dinî görünürlüğe ilişkin uygulamaları elbette tartışılabilir. İnsanların inançlarını özgürce yaşaması, din ve vicdan hürriyeti ve bireysel hakları herkes savunabilir. Ancak mesele, bu hakları savunmakla başlayıp Azerbaycan toplumuna Türkiye'deki ideolojik mücadelelerin aynısını dayatmaya dönüşüyorsa orada durup düşünmek gerekir. Azerbaycan'ın tarihini biliyor musunuz? Yetmiş yıla yakın Sovyet yönetimi altında yaşamış bir toplumun din-devlet ilişkilerinin nasıl şekillendiğini, bağımsızlığını yeniden kazandıktan sonra nasıl bir devlet düzeni kurduğunu, laiklik anlayışının hangi tarihsel şartlarda geliştiğini gerçekten araştırdınız mı? Yoksa kendi siyasi ve dinî kabullerinizi dünyanın her yerinde geçerli olması gereken değişmez kurallar sayıp, bunları benimsemeyen herkesi yanlış yolda ilan etmeyi mi tercih ediyorsunuz? Bir kadının başörtüsü takma özgürlüğünü savunmak ne kadar meşruysa, başka bir kadının başını örtmeme özgürlüğünü savunmak da o kadar meşrudur. Din ve vicdan özgürlüğü, yalnızca bizim gibi düşünenlerin yararlanacağı bir ayrıcalık değildir. Azerbaycanlı bir kadının ne giyeceğine Türkiye'deki herhangi bir ideolojik çevre karar veremez. Aynı şekilde devletin uygulamaları da temel haklar bakımından eleştiriden muaf değildir. Kardeşlik, insanların hayatına uzaktan nizam vermek değil, onların haklarına ve iradelerine saygı gösterebilmektir. AZERBAYCAN DIŞ POLİTİKASINI SİZE GÖRE Mİ BELİRLEYECEK? Gelelim bir başka meseleye. Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkileri üzerinden koparılan fırtınalara... Bazı çevrelerin söylemlerine bakılırsa Azerbaycan, dış politikasını kendi millî güvenlik ihtiyaçlarına, coğrafi şartlarına ve ekonomik çıkarlarına göre değil, Türkiye'deki birtakım siyasi grupların beklentilerine göre belirlemek zorundaymış. Böyle bir anlayışın devlet ciddiyetiyle bağdaşması mümkün mü? Azerbaycan, Rusya'nın, İran'ın ve Güney Kafkasya'nın karmaşık güvenlik dengelerinin ortasında bulunan bağımsız bir devlettir. Karabağ'da yaşadıkları, savunma ihtiyaçları, enerji politikaları ve bölgesel ilişkileri kendi dış politikasını doğrudan etkilemektedir. Elbette Türkiye'deki insanlar Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkilerini eleştirebilir. Filistin halkının yaşadıkları karşısında Bakü'nün tutumunu sorgulayabilir. Bu eleştirilerin ahlaki ve siyasi gerekçeleri olabilir. Ama eleştiri hakkı başka, Azerbaycan'ın kendi dış politikasını belirleme hakkını yok saymak başkadır. Üstelik Türkiye'nin de farklı dönemlerde İsrail'le diplomatik, ticari ve siyasi ilişkiler yürüttüğü unutulmamalıdır. Kendi devletinin uluslararası ilişkilerini jeopolitik zorunluluklarla açıklarken Azerbaycan'ın benzer tercihlerini peşinen ihanet sayan bir anlayışın tutarlılığı elbette sorgulanır. Türkiye'nin diplomasi yürütme hakkı varsa Azerbaycan'ın da vardır. Türkiye'nin millî çıkarları varsa Azerbaycan'ın da vardır. Türkiye bağımsız bir devletse Azerbaycan da bağımsız bir devlettir. Bu kadar basit bir gerçeği kabullenemeyenlerin önce kardeşlik kavramını yeniden düşünmesi gerekir. KARDEŞLİĞİ MÜLKİYET HAKKI ZANNEDENLER! Asıl üzerinde durulması gereken mesele, bazı insanların Azerbaycan'a duyduklarını söyledikleri sevgiyi, Azerbaycan üzerinde söz sahibi olma hakkına dönüştürmeye çalışmalarıdır. Sanki Türkiye Azerbaycan'ın bağımsızlığına destek verdiği için onun bütün siyasi kararlarını belirleme yetkisini de kazanmış! Sanki Karabağ mücadelesinde Azerbaycan'ın yanında durmak, Bakü'nün bundan sonraki bütün kararlarını Ankara'daki televizyon stüdyolarına, sosyal medya hesaplarına ve ideolojik çevrelere danışmasını gerektiriyormuş! Böyle bir anlayış kabul edilebilir mi? Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği desteğin tarihî ve stratejik değeri tartışılmaz. Ancak kardeşine yardım eden insan, ertesi gün onun evine gidip koltuğuna oturarak ailesini yönetmeye kalkmaz. Yardım etmek sahip olmak değildir. Dayanışma göstermek hükmetmek değildir. Kardeş olmak birbirinin iradesini teslim almak değildir. Üstelik 15 Haziran 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi bile iki ülkenin bağımsızlığına, egemenliğine, iç işlerine karışmama ilkesine ve millî çıkarlarını esas alan bağımsız dış politikalarına açıkça yer vermektedir. Devletlerin resmî olarak kabul ettiği bu gerçeği, kardeşlik nutukları atanların da anlaması gerekir. BİR MİLLET OLMAK, TEK DEVLET OLMAK DEĞİLDİR! Bize yıllardır öğretilen ve gönülden benimsediğimiz güzel bir söz vardır: “İki devlet, tek millet.” Fakat bu sözün özellikle ilk iki kelimesini unutanlar var. İki devlet! Yani iki ayrı anayasa, iki ayrı parlamento, iki ayrı devlet iradesi, iki ayrı dış politika ve iki ayrı egemenlik alanı. Ortak köklerimiz, ortak dilimiz ve ortak tarihimiz bulunması, Azerbaycan'ın Türkiye'deki siyasi tartışmaların uzantısı hâline gelmesini gerektirmez. Azerbaycan halkının Türkiye'yi sevmesi, Türkiye'deki her siyasi düşünceyi benimsemesi anlamına gelmez. Türk milletinin Azerbaycan'ı kardeş bilmesi de Azerbaycan'ın bütün devlet kararlarını onaylamak zorunda olduğu anlamına gelmez. Bir gün Bakü'de alınan kararı beğenmeyebilirsiniz, bir gün Azerbaycan yönetiminin uygulamalarını eleştirebilirsiniz, hatta kimi politikalarını yanlış da bulabilirsiniz. Ama bütün bunları yaparken karşınızda bağımsız bir devlet bulunduğunu unutamazsınız. Kardeşinizin sizin gibi düşünmemesi, kardeşliğin sona erdiği anlamına gelmez. Asıl kardeşlik, farklı düşündüğünüz zaman gösterdiğiniz saygıyla ölçülür. SON SÖZ: AZERBAYCAN'A KARDEŞ OLUN, VALİ OLMAYA KALKMAYIN! Azerbaycan'ın başörtüsü politikasını eleştirebilirsiniz. İsrail'le ilişkilerini sorgulayabilirsiniz. Rusya, İran veya başka ülkelerle kurduğu diplomatik ilişkiler hakkında görüş bildirebilirsiniz. Bunların hepsi düşünce ve ifade özgürlüğünün kapsamındadır. Fakat eleştirilerinizi, Azerbaycan'ın sizin düşüncelerinize göre yönetilmesi gerektiği iddiasına dönüştürdüğünüzde, savunduğunuz şey artık kardeşlik değil, siyasi vesayet anlayışı olur. Unutmayın! Azerbaycan'ın bir bayrağı var. Bir anayasası var. Bir devleti, bir milleti ve kendi geleceğini belirleme hakkı var. O bayrak Türkiye'nin herhangi bir vilayetinin bayrağı değil, bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bayrağıdır. Bakü de Ankara'nın bir ilçesi değildir. Azerbaycan'ı seviyorsanız önce bağımsızlığına saygı göstermeyi öğrenin. Çünkü bir milletin bağımsızlığını yalnızca yabancı devletlerin baskısına karşı savunup, kendi beklentileriniz söz konusu olduğunda yok sayamazsınız. Kardeşlik adına konuşurken kardeşinizin iradesini hiçe sayıyorsanız, ortada üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir çelişki vardır. Ve artık şu gerçeği kabul etmek gerekir: Azerbaycan sizin vilayetiniz değil! Azerbaycan'a kardeş olun, vali olmaya kalkmayın!
OKUR GÖRÜŞLERİ

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.
Hakaret, tehdit, kişisel veri ve spam içeren yorumlar yayımlanmaz.
Bu habere henüz yayımlanmış yorum yok. İlk görüşü siz bırakabilirsiniz.

İlgili Haberler

Aynı kategori veya bölgeden