Bir Ülke Ne Zaman Çürür? Kötülük Normalleştiğinde

◷ 2 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi
Bir ülkeyi yalnızca yolsuzluk iddiaları değil, bu iddialar karşısında sorgulama iradesinin zayıflaması da çürütür. Engin Yılmaz, yanlışın normalleşmesini ve toplumun haksızlık karşısındaki duyarlılığını yitirmesini kaleme aldı.
REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI
Tolstoy’a atfedilen “İnsan, yaptığı yanlışı normal görmeye başladığında kaybolur” sözü, Meclis’teki fon krizi tartışmasıyla yeniden anlam kazanıyor. Asıl mesele yalnızca iddialar değil, onları araştırma iradesinin nasıl karşılandığı.
Sözün Tolstoy’a ait olup olmadığı tartışılabilir.
Ama anlattığı durum bugün siyasetin ve toplumun en önemli meselelerinden birine dokunuyor:
Yanlışın kendisinden önce, yanlış karşısındaki sessizlik normalleştiğinde ne olur?
Bir iddia ortaya atılır.
Araştırılması istenir.
Sonra konu siyasi tartışmaya dönüşür.
Bir süre sonra herkes başka bir gündeme geçer. Ve asıl tehlike de burada başlar.
Sizin de bildiğiniz gibi fon krizi nedeniyle Meclis’te araştırma komisyonu kurulması önerildi. Muhalefet, konunun milletvekilleri tarafından incelenmesini istedi.
YENİ Parti Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ise tartışmayı şu sözlerle özetledi:
“6 parti diyor ki ‘Milletvekilleri olarak fon yolsuzluğunu araştıralım.’ Bir parti diyor ki ‘Araştırmayalım.’ İşin özü bu.”
İktidar ise bugüne kadar yapılan çalışmaların yeterli olduğunu savunarak önergeyi reddetti.
Burada artık yalnızca fon meselesini konuşmuyoruz. Meclis’in bir iddiayı araştırma iradesini de konuşuyoruz. Çünkü demokrasilerde araştırma, suçun kabulü değildir.
Tam tersine. Araştırmak, gerçeğin ortaya çıkması için en meşru yollardan biridir.
Eğer ortada bir yanlış yoksa, araştırma bunu gösterir.
Varsa, ortaya çıkarır. Her iki durumda da kazanan kamuoyu olur.
Asıl sorun, bir meselenin araştırılmasının bile siyasi tartışma hâline gelmesidir. Çünkü toplumları yalnızca büyük yolsuzluklar çökertmez.
Bazen daha sessiz bir süreç işler.
İnsanlar şaşırmamaya başlar.
Sonra sorgulamamaya.
Sonra da “Bunda ne var?” demeye. Ve normalleşme de böyle başlar.
Tolstoy’a atfedilen o sözün asıl ağırlığı da burada: Yanlışın varlığı kadar, yanlışa alışmak da tehlikelidir.
Bugün fon krizi araştırılır. Yarın başka bir dosya açılır.
Önemli olan yalnızca hangi dosyanın konuşulduğu değildir. Hiçbir dosyanın konuşulmasının gereksiz görülmediği bir denetim düzeninin korunmasıdır.
Çünkü hesabı sorulmayan her mesele, bir sonraki meselenin önünü açar.
Ve bir toplum için en ağır kayıp, yalnızca buharlaşan para değildir; yanlış karşısında duyduğu rahatsızlığı da yitirmesidir.