Pasinler Nereden Nereye........!

◷ 3 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi
Bir zamanlar kaplıcaları, askerî birlikleri, tarımı, hayvancılığı ve hareketli çarşısıyla bölgenin canlı merkezlerinden biri olan Pasinler, bugün göçün ve ekonomik daralmanın gölgesinde geçmişini arıyor. Hikmet Ergün, “Pasinler Nereden Nereye?” yazısıyla ilçenin kaybettiklerini, elinde kalan değerleri ve yeniden ayağa kalkma ihtimalini sorguluyor.
REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI
Pasinler üzerine ilk köşe yazımı kaleme alırken bugünden başlamanın doğru olmayacağını düşündüm.
Önce biraz geriye gitmek gerekiyor.
Çünkü bir ilçenin bugününü anlamak istiyorsanız dününe bakmak zorundasınız.
Ben Pasinler’i özellikle 1980’li yıllardan itibaren hatırlıyorum. O yılların Pasinler’i, bugünle kıyaslandığında çok daha hareketli, ekonomik ve sosyal hayatı çok daha canlı bir ilçeydi.
İlçenin nüfusu yaklaşık 27 bin civarındaydı. Ancak yaz ayları geldiğinde Pasinler’in görünümü tamamen değişirdi.
Kaplıcalar dolardı.
Mesire yerleri dolardı.
Çevre illerden, özellikle Rize ve Trabzon’dan insanlar Pasinler’e gelir; bir hafta, on gün, hatta bir ay kalanlar olurdu. Kaplıcaların çevresine büyük çadırlar kurulurdu.
Pasinler, yaz aylarında adeta başka bir ilçeye dönüşürdü.
Bu hareketlilik yalnızca kaplıcalarla sınırlı kalmaz, bütün çarşıyı beslerdi. İnsan gelen yerde alışveriş olur; lokantalar, marketler ve diğer esnaf bundan payını alırdı.
Dolayısıyla kaplıcalar, Pasinler için yalnızca bir turizm değeri değildi. Aynı zamanda ilçe ekonomisinin en önemli damarlarından biriydi.
Bugün belki de en çok sorgulamamız gereken konulardan biri şudur:
Biz bu değeri ne ölçüde koruyabildik ve ne kadar geliştirebildik?
Pasinler’deki ekonomik hareketliliğin bir başka önemli kaynağı da iki büyük askerî birliğin varlığıydı:
Doğu Kışla ve Batı Kışla.
Bu birlikler, ilçenin yalnızca askerî hayatının değil, ekonomik ve sosyal hayatının da önemli bir parçasıydı. Askerler, personel ve aileleri Pasinler’in ticaretine ciddi katkı sağlıyordu.
Zaman içerisinde bu kışlalar kaldırıldı.
Büyükşehir düzenlemesiyle birlikte ilçelerin kaynakları ve belediyelerin mali yapısı da değişti. Bunun Pasinler açısından ortaya çıkardığı sonuçlar, ayrıca ele alınması gereken önemli bir konudur.
Çünkü bir ilçenin kendi kaynakları üzerindeki tasarruf yetkisi ve aldığı ödenekler, o ilçenin geleceğini doğrudan etkileyebilir.
Ancak bunu bugün bütün ayrıntılarıyla tartışmayacağım.
Daha yolun başındayız.
Pasinler’in başka bir gücü daha vardı:
Tarım ve hayvancılık.
Köylerden Hasankale’ye doğru ciddi bir hareketlilik yaşanırdı. Köylerle ilçe merkezi arasında güçlü bir ekonomik bağ vardı. Üretici ilçeye gelir, ürününü değerlendirir, alışverişini yapar ve ihtiyaçlarını karşılardı. Bundan ilçe esnafı da kazanç sağlardı.
Yani Pasinler yalnızca merkezden ibaret değildi.
Çevresindeki köylerle birlikte yaşayan, üreten ve birbirini besleyen bir ekonomik yapıya sahipti.
Bir de bugün çok farklı bir noktaya geldiğimiz göç meselesi var.
O yıllarda eğitim gören gençler de elbette ilçeden ayrılırdı.
Memur olmak için giderdi.
Polis olmak için giderdi.
Asker olmak için giderdi.
Ancak büyük çoğunluğunun Pasinler’le bağı kopmazdı.
Ailesi buradaydı.
Evi buradaydı.
Köyü buradaydı.
Toprağı buradaydı.
Kazancı ve hayatı başka bir yerde olsa bile Pasinler’le bağını sürdüren geniş bir insan kitlesi vardı.
Bugün ise karşımıza çok daha farklı bir tablo çıkıyor.
Pasinler’den ayrılan gençlerin ne kadarı geri dönüyor?
Gençlerin ilçede kalıp kendi hayatlarını kurabilecekleri kaç seçenek bulunuyor?
Tarım ve hayvancılık bugün ne durumda?
Kaplıcalar eski hareketliliğini neden kaybetti?
Çarşı neden eski canlılığından uzaklaştı?
Pasinler’in sahip olduğu değerleri neden yeterince değerlendiremedik?
Bunlar, tek bir köşe yazısında cevaplanabilecek sorular değil.
Zaten amacım da bütün bu sorulara bir yazıda cevap vermek değil.
Bu yazı dizisinde Pasinler’in geçmişinden bugününe doğru, adım adım ilerleyeceğim.
Kimseyi peşinen suçlamadan…
Kimseyi geçmişte üstlendiği bir görev nedeniyle hedef göstermeden…
Öncelikle ne olduğunu ve nasıl bu noktaya gelindiğini anlamaya çalışarak…
Çünkü geçmişi bilmeden bugünü değerlendirmek, bugünü anlamadan da geleceği konuşmak mümkün değildir.
Belki de ilk sormamız gereken soru oldukça basit:
Pasinler nereden nereye geldi?
Bu sorunun cevabını birlikte arayacağız.
Geçmişte ne vardı?
Ne değişti?
Neleri kaybettik?
Elimizde neler kaldı?
Ve en önemlisi…
Pasinler yeniden nasıl ayağa kaldırılabilir?
Bu daha ilk yazı.
Daha konuşacak çok şeyimiz var.
Kaleme alan: Hikmet Ergün