01.11.2026Pasinler☼
Pasin Ovası · Erzurum · TürkiyeYerel habercilikte hızlı, anlaşılır ve güvenilir yayın
Pasinlerin Sesi
Tarihin İzindeDadaşın Sesi
◖ SON GELİŞMELER
TÜMÜ →
Ana Sayfa › Köşe Yazıları
REKLAM · HABER DETAY ÜST
· Köşe Yazıları ·

Memleket sevgisi yaşadığın adresle mi, taşıdığın vicdanla mı ölçülür?

Memleket sevgisi yaşadığın adresle mi, taşıdığın vicdanla mı ölçülür?
◷ 5 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi

Ekmek parası için yüzlerce kilometre uzağa gidenler memleketine ihanetle suçlanırken, ilçede ticaret yapıp 35 kilometre ötedeki il merkezinde yaşayanlar neden aynı eleştirinin dışında tutuluyor? Bilgehan Pasinli, memleket sevgisi üzerinden kurulan çifte standardı sorguluyor.

REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI


Bir Anadolu ilçesi düşünün…

Büyük bir şehre bağlı, merkezine yalnızca 35 kilometre uzaklıkta, tarihiyle, kültürüyle, insanıyla ve hatıralarıyla köklü bir geçmişe sahip, bir zamanlar ticaretin, üretimin, komşuluğun ve dayanışmanın hayat bulduğu güzel bir ilçe.

Bu ilçenin sokaklarında çocuklar büyümüş, gençler hayaller kurmuş, insanlar alın teriyle ekmek kazanmış, nesiller boyunca aynı mahallelerde hayatlar yaşanmış.

Ancak zaman değişmiş, şartlar ağırlaşmış, iş imkânları daralmış, gençlerin umutları azalmış ve insanlar birer birer doğdukları topraklardan ayrılmak zorunda kalmış.

Kimisi İstanbul'a gitmiş, kimisi Ankara'ya, kimisi İzmir'e, kimisi de Anadolu'nun başka bir köşesinde kendisine yeni bir hayat kurmuş.

Kimi fabrikada çalışmış, kimi inşaatlarda alın teri dökmüş, kimi küçük bir dükkân açmış, kimi memur olmuş, kimi de ailesini geçindirebilmek için yıllarca gurbetin ağır şartlarına katlanmış.

Ama gittikleri yere yalnızca bavullarını değil, memleketlerinin hatıralarını da götürmüşler.

Memleketlerinin adını duyduklarında dönüp bakmışlar, bir hemşehrilerini gördüklerinde sevinmişler, çocukluklarının geçtiği sokakları hatırlamışlar, bayramlarda, cenazelerde, düğünlerde imkân buldukça memleketlerine koşmuşlar.

Ne var ki bütün bunlara rağmen, kendi memleketlerinde bazı insanların dilinde bir suçlamayla karşılaşmışlar:

“Siz memleketi terk ettiniz!”

Hatta daha da ileri gidilmiş:

“Siz memleketinize ihanet ettiniz!”

İşte benim itirazım tam da burada başlıyor.

Ekmek bulamadığı için doğduğu topraklardan ayrılan insan mı memleketine ihanet etmiştir, yoksa o memleketin imkânlarından yararlanırken geleceğine karşı sorumluluk hissetmeyen insan mı?

35 KİLOMETRELİK MEMLEKET SEVGİSİ!

Şimdi madalyonun diğer yüzüne bakalım.

Bu ilçede öyle bir kesim düşünün ki ticaretini burada yapıyor, iş yerini burada açıyor, müşterisini buradan buluyor, kazancını bu ilçenin insanından sağlıyor ama kendisi bu ilçede yaşamıyor.

Evi 35 kilometre ötedeki il merkezinde.

Çocukları oradaki okullara gidiyor.

Alışverişini orada yapıyor, akşam yemeğini orada yiyor, sosyal hayatını orada sürdürüyor, hafta sonlarını orada geçiriyor.

İlçenin çamurunu, tozunu, altyapı sorunlarını, sosyal imkânsızlıklarını, akşamları sessizleşen sokaklarını, gençlerinin işsizlik kaygısını yaşamıyor.

Sabah ilçeye geliyor, akşam kazancını alıp şehre dönüyor.

Hatta bir kısmı kendi aralarında organize olarak ortak bir araçla gidip geliyor, masraflarını paylaşıyor, ilçeye yolcu taşıyan toplu taşıma esnafına bile para bırakmadan günü tamamlıyor.

Elbette herkes istediği yerde yaşayabilir, çocuklarını istediği okulda okutabilir, kazandığı parayı istediği yerde harcayabilir.

Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ama kendiniz için sonuna kadar savunduğunuz bu özgürlüğü, ekmeğinin peşinden yüzlerce kilometre uzağa gitmiş hemşehrinize neden çok görüyorsunuz?

Sizin 35 kilometre öteye taşınmanız hayat tercihi, onun 350 kilometre uzağa gitmesi memleketten kaçış mı?

Sizin çocuklarınızı daha iyi okullarda okutmanız aile sorumluluğu, onun aynı amaçla başka şehre yerleşmesi ihanet mi?

Sizin kazancınızı il merkezinde harcamanız doğal bir hak, onun gurbette kazandığı ekmek memleket sevgisizliği mi?

Bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir vicdan, bu nasıl bir memleket sahipliği?

MEMLEKETİN SAHİBİ KİM?

İşte asıl mesele burada düğümleniyor.

Bazı insanlar kendilerini yaşadıkları veya ticaret yaptıkları ilçenin doğal sahibi olarak görmeye başlıyor. Kimin memleketini sevdiğine, kimin yeterince bağlı olduğuna, kimin konuşmaya hakkı bulunduğuna kendileri karar vermek istiyor.

Oysa memleket kimsenin tapulu malı değildir.

Ne birkaç tüccarın, ne bir derneğin, ne bir siyasi çevrenin, ne de kendisini vazgeçilmez gören herhangi bir grubun mülküdür.

Memleket, orada yaşayanın da oradan ayrılanın da, dönmek için gün sayanın da, mezarının orada olmasını isteyenin de memleketidir.

İstanbul'da taksicilik yapan bir hemşehrimizin memleket sevgisi, ilçede büyük bir iş yeri bulunan insanın sevgisinden daha değersiz değildir.

Ankara'da memurluk yapan bir gencin memleketine bağlılığı, her hafta hemşehri derneğinde oturan birinin bağlılığından daha az değildir.

İzmir'de fabrikada çalışan bir babanın doğduğu topraklara duyduğu özlem, ilçede ticaret yapan birinin özleminden daha küçük değildir.

Memleket sevgisinin ölçüsü ne banka hesabıdır, ne ticaret sicilidir, ne de ikametgâh belgesi!

GURBETÇİYE HAİN DİYENLER, ÖNCE AYNAYA BAKSIN!

Sevgili dostlar…

Kimse doğduğu topraklardan kolay kolay kopmaz.

İnsan bazen annesinin mezarını, babasının hatırasını, çocukluğunun sokaklarını, okul arkadaşlarını, mahallesini, ilk gençliğini geride bırakarak gider.

Giderken yanında yalnızca bavulunu değil, koca bir geçmişi taşır.

Gittiği şehirde memleketinden birini görse gözleri parlar, memleketinin adını duysa dönüp bakar, bir fotoğraf görse çocukluğunu hatırlar, bir cenaze haberi alsa yüreği sızlar, bir başarı haberi duysa gururlanır.

Ve belki yıllarca tek bir hayal kurar:

“Bir gün yeniden memleketime dönebilsem…”

Şimdi siz bütün bunları yaşayan bir insana, yalnızca başka bir şehirde ekmek kazandığı için nasıl hain diyebilirsiniz?

Kimin verdiği yetkiyle?

Hangi vicdanla?

Hangi memleket sevgisi anlayışıyla?

Siz 35 kilometre uzağa taşınınca hayatınızı kurmuş oluyorsunuz, o 350 kilometre uzağa gidince memleketini terk etmiş oluyor.

Siz çocuklarınızı daha iyi okullarda okutunca iyi bir ebeveyn oluyorsunuz, o aynı sebeple başka şehre gidince memleketine sırt çevirmiş oluyor.

Siz kazancınızı başka şehirde harcayınca özgür bir vatandaş oluyorsunuz, o gurbette alın teri dökünce hain oluyor!

Böyle bir memleket sevgisi anlayışını kabul etmiyorum!

Ben kimseye nerede yaşayacağını söylemiyorum. Kimsenin kazandığı parayı nerede harcayacağına da karışmıyorum.

Ama herkesin kendisi için istediği özgürlüğü başkalarına da tanıması gerektiğini söylüyorum.

Çünkü memleket sevgisi, başkasının memleket sevgisini sorgulama yetkisi değildir.

Ve unutmayın:

Memleketin ekmeğini yemek ayıp değildir. Memleketin dışında yaşamak da ayıp değildir. Asıl ayıp, kendinize hak gördüğünüz hayatı başkasına ihanet diye anlatmaktır.

Peki, mesele yalnızca bu çifte standarttan mı ibaret?

Hayır!

Bir de bu 35 kilometrelik mesafenin ilçenin ekonomisine, nüfusuna, belediye gelirlerine ve geride kalan insanların hayatına yansıyan tarafı var.

Bir sonraki yazımızda asıl bu hesabı konuşacağız.

Çünkü bazen bir ilçeden ayrılan yalnızca insanlar değildir; onlarla birlikte o ilçenin ekonomik gücü, geleceğe dair umutları ve kamu kaynaklarından alabileceği pay da eksilir.

Bilgehan Pasinli

OKUR GÖRÜŞLERİ

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.
Hakaret, tehdit, kişisel veri ve spam içeren yorumlar yayımlanmaz.
Bu habere henüz yayımlanmış yorum yok. İlk görüşü siz bırakabilirsiniz.

İlgili Haberler

Aynı kategori veya bölgeden