02.11.2026Pasinler☼
Pasin Ovası · Erzurum · TürkiyeYerel habercilikte hızlı, anlaşılır ve güvenilir yayın
Pasinlerin Sesi
Tarihin İzindeDadaşın Sesi
◖ SON GELİŞMELER
TÜMÜ →
Ana Sayfa › Köşe Yazıları
REKLAM · HABER DETAY ÜST
· Köşe Yazıları ·

İlçenin ekmeğini kazanıp geleceğinin yükünü başkalarına bırakanlara…

İlçenin ekmeğini kazanıp geleceğinin yükünü başkalarına bırakanlara…
◷ 6 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi

İlçede ticaret yapıp başka yerde yaşayan, oyunu başka belediyede kullanan ancak yıllarca ilçenin hizmetlerinden yararlananların yerel ekonomiye etkisi ne? Bilgehan Pasinli, nüfusa bağlı belediye gelirlerinden küçük esnafın kayıplarına, hemşehri derneklerinden tefecilik tehlikesine kadar çarpıcı sorular yöneltiyor.

REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI

OYUNUZ BAŞKA YERDE, FATURANIZ MEMLEKETE!

İlçenin ekmeğini kazanıp geleceğinin yükünü başkalarına bırakanlara…

Önceki yazımızda memleket sevgisinin yaşanılan adresle değil, taşınan vicdanla ölçülmesi gerektiğini anlatmış, ekmeğinin peşinden gurbete giden insanlara ihanet suçlaması yöneltenlerin kendi hayat tercihlerindeki çelişkilere dikkat çekmiştik.

Bugün ise meselenin çok daha önemli, çok daha somut ve üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken tarafına bakacağız.

Çünkü bir ilçede ticaret yapıp başka yerde yaşamanın yalnızca duygusal değil, ekonomik, sosyal ve hatta belediye gelirleri açısından sonuçları da vardır.

OYUNUZ BAŞKA YERDE, HİZMETİNİZ BU İLÇEDEN!

Siz bu ilçede ticaret yapıyorsunuz.

Sabah iş yerinizi açarken belediyenin temizlediği sokaklardan geçiyor, yollarını kullanıyor, altyapısından, çevre düzenlemesinden, zabıta hizmetlerinden ve diğer belediye imkânlarından yararlanıyorsunuz.

Ama seçim günü geldiğinde bu ilçenin belediye başkanını seçmek için sandığa gitmiyorsunuz.

Çünkü resmî ikametiniz başka yerde!

Siz başka bir ilçenin seçmenisiniz, başka bir belediyenin başkanını seçiyorsunuz, başka bir yerleşim yerinin nüfusuna kayıtlısınız.

Ama yıllardır ticaret yaptığınız, ekmeğini kazandığınız ilçenin belediyesinden hizmet almaya devam ediyorsunuz!

Düşünebiliyor musunuz?

Belki ömrünüz boyunca o ilçenin belediye başkanını seçmek için tek bir oy kullanmayacaksınız ama o belediyenin sunduğu hizmetlerden yararlanacaksınız.

Üstelik mesele yalnızca oy kullanmak da değil.

5779 sayılı Kanun uyarınca büyükşehir ilçe belediyelerine genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan payların dağıtımında nüfus esas alınıyor.

Yani siz resmî ikametinizi başka ilçeye taşıdığınızda, ticaret yaptığınız ilçenin nüfusundan da eksiliyorsunuz.

O ilçenin belediyesine nüfus esasına göre ayrılan pay hesaplanırken artık o ilçenin nüfusunda görünmüyorsunuz.

Kazançta varsınız, hizmette varsınız, ticarette varsınız ama belediyenin nüfusa dayalı gelir hesabında yoksunuz!

Elbette bir kişinin başka yerde yaşaması, belediye hizmetlerinden yararlanma hakkını ortadan kaldırmaz. Fakat burada tartıştığımız mesele hak değil, memlekete karşı sorumluluk ve tutarlılıktır.

Çünkü siz başka bir yerde hayatınızı sürdürürken ilçede kalan insanlar, nüfus kaybının ekonomik ve mali sonuçlarıyla yaşamaya devam ediyor.

Siz ilçenin ekmeğinden pay alırken, ilçenin geleceğine düşen pay neden küçülüyor?

SİZ GİDİNCE YALNIZCA EVLER BOŞALMIYOR!

Bir ilçenin nüfusu azaldığında yalnızca evlerin ışıkları sönmez.

Bakkal müşteri kaybeder, kasap müşteri kaybeder, manav, fırıncı, terzi, kırtasiyeci, lokantacı müşteri kaybeder.

Okullardaki öğrenci sayısı azalır, sokaklardaki hareketlilik zayıflar, sosyal hayat giderek daralır.

İlçede yaşayan genç, geleceğini başka yerde aramaya başlar.

Bir zamanlar akşamları insan sesleriyle dolan sokaklar sessizleşir.

Ve bütün bunlar yaşanırken bazı insanlar ilçenin ekonomik imkânlarından yararlanmaya devam eder ama ailelerini, harcamalarını, sosyal hayatlarını ve geleceklerini başka şehirlerde kurarlar.

Sonra dönüp ilçenin neden küçüldüğünden, neden gelişmediğinden, neden gençlerini kaybettiğinden şikâyet ederler.

İyi de bu ilçenin ekonomik hayatından kendinizi çekip yalnızca kazanç kapısını açık bırakırsanız, geride nasıl bir memleket kalmasını beklersiniz?

Memleket yalnızca para kazanılacak bir yer değildir.

Memleket, kazancıyla birlikte sorumluluğunun da paylaşılması gereken bir bütündür.

SİZİN BOŞALTTIĞINIZ YERLERİ KİMLER DOLDURUYOR?

Bir zamanlar bu ilçenin sokaklarında komşuluk vardı.

İnsanlar birbirinin kapısını çalardı. Esnaf sıkıştığında komşu esnaf elinden tutardı. Borç bazen bir sözle alınır, bir sözle ödenirdi.

İnsanların birbirine güveni vardı.

Şimdi düşünün…

Ekonomik hayat zayıfladıkça, küçük esnaf borçla ayakta kalmaya çalıştıkça, insanlar bankalardan kredi bulamadıkça, ekonomik çaresizlik büyüdükçe bu boşlukları kimler dolduruyor?

Tefeciler!

Yüksek faizle borç verenler, insanların çaresizliğinden kazanç sağlamaya çalışanlar, borcunu ödeyemeyen insanları tehdit ve korkuyla sindirmeye kalkışanlar…

Dün kapısını çaldığınızda size çay ikram eden komşunuzun yerinde, bugün elinde silahla borç tahsil etmeye çalışan bir tefecinin bulunduğu bir sokak düşünün!

Bir ilçenin ekonomik düzeni zayıfladığında, dayanışma ilişkileri çözüldüğünde, küçük esnaf yalnız bırakıldığında ortaya çıkabilecek en tehlikeli tablolardan biri budur.

Elbette bu karanlık tablonun sorumluluğunu yalnızca ilçeden ayrılan insanlara yükleyemeyiz. Ancak ekonomik ve sosyal boşlukların kimler tarafından doldurulduğunu da sorgulamak zorundayız.

Siz akşam 35 kilometre ötedeki evinizde huzur içinde otururken ilçede kalan küçük esnafın hangi şartlarda ayakta durmaya çalıştığını, hangi borçlarla boğuştuğunu, hangi korkularla yaşadığını hiç düşünüyor musunuz?

Memleketin kazancını paylaşmak kadar, insanının derdini paylaşmak da memleket sevgisinin gereği değil midir?

HEMŞEHRİ DERNEĞİNDE MEMLEKET SAHİPLİĞİ!

Bir de işin hemşehri dernekleri boyutu var.

İl merkezinde ilçenin adını taşıyan dernekler kuruluyor. Hafta sonları buralarda buluşuluyor, çaylar içiliyor, sohbetler ediliyor, eski günler anlatılıyor, memleket meseleleri konuşuluyor.

Bunların hepsi güzel.

Hemşehri dernekleri insanların birbirleriyle bağlarını koruması, kültürünü yaşatması ve dayanışmayı güçlendirmesi açısından son derece kıymetlidir.

Ama burada da insanın aklına bazı sorular geliyor.

İlçenin dışında faaliyet gösteren, ilçenin adını taşıyan bu derneklerin kira giderlerinin dahi ilçe belediyesi tarafından karşılandığı iddiaları varsa, bunun açıklığa kavuşturulması gerekmez mi?

Belediyenin kaynakları hangi amaçla kullanılıyor?

İlçede yaşayan gençlerin, öğrencilerin, emeklilerin, dar gelirli ailelerin ve küçük esnafın ihtiyaçları karşısında hangi öncelikler belirleniyor?

Ve daha önemlisi…

İlçede yaşamayan insanların il merkezindeki derneklerde memleket sevgisi üzerine konuşması takdir edilirken, yüzlerce kilometre uzakta alın teri döken insanların memleket sevgisi neden sorgulanıyor?

Birisi hemşehri derneğinde çay içince vefalı, diğeri gurbette ekmek kazanınca hain mi oluyor?

Memleket sevgisi dernek tabelasına ilçenin adını yazmakla mı ölçülüyor?

Yoksa o ilçenin insanına, geleceğine ve sorunlarına ne kadar sahip çıktığınızla mı?

ASIL SORU: BU İLÇE NEDEN GÖÇ VERİYOR?

Bence yıllardır yanlış soruyu soruyoruz.

İnsanlara neden gittiklerini soruyoruz ama neden kalamadıklarını yeterince sorgulamıyoruz.

Gençler neden bu ilçede gelecek göremiyor?

Aileler neden çocuklarının eğitimi için başka şehirlere taşınmayı tercih ediyor?

Küçük esnaf neden ayakta kalmakta zorlanıyor?

İlçede ticaret yapan insanların bir bölümü neden kazandıkları yerde yaşamayı tercih etmiyor?

Neden bir ilçenin ekonomik imkânlarından yararlananlar, o ilçenin sosyal hayatının içinde olmayı istemiyor?

Ve en önemlisi, bu ilçenin ekonomik, siyasi ve sosyal hayatında etkili olanlar, bu gidişatı değiştirmek için ne yapıyor?

İşte asıl tartışmamız gereken mesele budur.

Göç edene hain demek kolaydır; insanların göç etmek zorunda kalmayacağı bir memleket oluşturmak zordur.

Memleketi sevdiğini söylemek kolaydır; o memleketin gençlerine iş, çocuklarına eğitim, esnafına kazanç, insanına huzur sağlayacak şartlar oluşturmak zordur.

Memleketin sahibi olduğunu iddia etmek kolaydır; memleketin sorunlarının sorumluluğunu paylaşmak zordur.

SON SÖZ: MEMLEKETİN KAZANCINA DA KAYBINA DA ORTAK OLUN!

Ben kimsenin nerede yaşadığına, nerede alışveriş yaptığına, çocuklarını hangi okula gönderdiğine karışmıyorum.

Ama ilçenin imkânlarından yararlanırken onun sorunlarını görmezden gelen, kazancını başka yerde harcarken geride kalanların sıkıntılarına kayıtsız kalan, buna rağmen kendisini memleketin gerçek sahibi olarak gören anlayışı sorguluyorum.

Çünkü memleket sevgisi yalnızca konuşmakla, derneklerde buluşmakla, eski günleri hatırlamakla olmaz.

Memleket sevgisi sorumluluk ister.

İlçenin esnafına sahip çıkmayı, gençlerinin geleceğini düşünmeyi, ekonomik hayatını güçlendirmeyi, sorunlarını paylaşmayı gerektirir.

Siz ilçenin ekmeğini kazanıp başka yerde yaşayabilirsiniz. Bu sizin hakkınızdır. Ama o ilçenin geleceğine karşı sorumluluğunuzu da unutamazsınız.

Ve özellikle ekmeğinin peşinden gurbete gitmiş insanları memleketine ihanetle suçlamadan önce kendi hayatınıza, tercihlerinize ve ilçeye bıraktığınız izlere bakmalısınız.

Çünkü unutmayın:

Memleketin sahibi olduğunu söylemek kolaydır. Asıl mesele, o memleketin yalnızca kazancına değil, kaybına da ortak olabilmektir.

OKUR GÖRÜŞLERİ

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.
Hakaret, tehdit, kişisel veri ve spam içeren yorumlar yayımlanmaz.
Bu habere henüz yayımlanmış yorum yok. İlk görüşü siz bırakabilirsiniz.

İlgili Haberler

Aynı kategori veya bölgeden