Pasinlerin Tarihi Kimin ?

◷ 4 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi
1048 Pasinler Zaferi, bu topraklara bırakılmış büyük bir tarihî mirastır. Ancak mesele yalnızca geçmişle övünmek değil; o mirasa kurumlarıyla, yöneticileriyle ve halkıyla sahip çıkabilmektir. Kişiler, makamlar ve yönetimler değişir; Pasinler’in tarihine bakış değişmedikçe ilçenin makûs talihini değiştirmek de kolay değildir.
REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI
Zihniyet değişmedikçe makûs talih değişmez
Bazı şehirlerin tarihi vardır.
Bazı şehirler ise tarihin kendisine tanıklık eder.
Pasinler, ikinci gruba giren yerlerden biridir.
Çünkü bu topraklarda yalnızca bir ilçe kurulmadı; Anadolu’nun geleceğini değiştiren tarihî hadiseler yaşandı.
18 Eylül 1048 Pasinler Savaşı, Anadolu’nun Türkler tarafından yurt edinilmesi sürecinin önemli dönüm noktalarından biridir.
Peki biz bugün bu büyük tarihî mirasın neresindeyiz?
İşte benim asıl sorum burada başlıyor.
Geçtiğimiz 18 Eylül’de Pasinler Zaferi’nin yıl dönümünü yine sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği programlarla hatırladık.
Emeği geçenlere teşekkür ederim.
Ama insan ister istemez soruyor:
Pasinler’in belediyesi nerede?
Kaymakamlığı nerede?
İlçe teşkilatları nerede?
İl teşkilatları nerede?
Büyükşehir Belediyesi nerede?
Burada özellikle bir noktayı yanlış anlaşılmaması için söylemek istiyorum:
Ben “18 Eylül’de siyasi toplantı yapılmasın” demiyorum.
Yapılsın.
Türkiye’nin geleceği konuşulsun.
“Terörsüz Türkiye” konuşulsun.
Şehitlerimiz konuşulsun.
Türkiye’nin birliği ve beraberliği konuşulsun.
Bunların hepsinin konuşulacağı yerler ve zamanlar elbette vardır.
Ama 18 Eylül de konuşulmalıydı.
Üstelik bu yıl çok daha büyük bir fırsat vardı.
Aynı gün AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı Erzurum’daydı.
Peki kimsenin aklına şu gelmedi mi?
“Pasinler Zaferi’nin yıl dönümü. Gelin Pasinler’de bir program yapalım. Tarihimizi anlatalım. Genel Başkan Yardımcımızı da bu programa davet edelim.”
Bundan daha güzel bir fırsat olabilir miydi?
Hem siyasi gündem konuşulur, hem Türkiye’nin geleceği konuşulur, hem şehitlerimiz anılır, hem de Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Pasinler Zaferi Türkiye’nin gündemine taşınırdı.
Ama olmadı.
İşte benim sorguladığım şey tam olarak budur.
Siyaset değil, vizyon.
⸻
AHLAT BUNU YAPABİLİYORSA PASİNLER NEDEN YAPAMASIN?
Şimdi başka bir ilçeye bakalım.
Ahlat’a.
Ahlat’ın Türk-İslam tarihi açısından taşıdığı önem ortada.
Malazgirt ile birlikte anılıyor.
Selçuklu mirası korunuyor.
Tarihî eserleri, mezarlıkları, kümbetleri ve kültürel mirasıyla Türkiye’nin tarih anlatısında kendisine güçlü bir yer edinmiş durumda.
Peki Ahlat’ın tarihini sahiplenmesi, Pasinler’in tarihini sahiplenmesini engelliyor mu?
Hayır.
Tam tersine.
Ahlat bizim için ne ifade ediyorsa, Pasinler de kendi tarihî gerçekliği içerisinde o kadar değerli olmalıdır.
Mesele Ahlat’ın değerini küçültmek değildir.
Mesele Pasinler’in değerini neden küçülttüğümüzü sormaktır.
Ahlat kendi tarihini geleceğe taşıyabiliyorsa, Pasinler neden kendi tarihinin seyircisi olmak zorunda?
⸻
KİŞİLER DEĞİŞİR, İSİMLER DEĞİŞİR…
Bugün belediye başkanı başka bir isimdir.
Yarın başka bir isim olacaktır.
Kaymakamlar değişecektir.
İlçe başkanları değişecektir.
İl başkanları değişecektir.
Büyükşehir yönetimleri değişecektir.
Hükümetler değişecektir.
Ama zihniyet değişmezse Pasinler’in makûs talihi değişmez.
Benim derdim herhangi bir kişinin şahsıyla değil.
Ben makamları sorguluyorum.
Çünkü makamlar gelip geçicidir.
Pasinler kalıcıdır.
Bizim çocuklarımız, torunlarımız bu topraklarda yaşayacak.
Onlara bırakacağımız şey sadece beton binalar, yollar ve tabelalar olmamalı.
Bir şehir hafızası da bırakmalıyız.
⸻
TARİH SADECE KİTAPLARDA YAŞATILMAZ
Bir ilçenin tarihine sahip çıkmak sadece yılda bir gün çelenk koymak değildir.
Tarih; okullarda anlatılır.
Müzelere taşınır.
Anıtlarla yaşatılır.
Sempozyumlarla konuşulur.
Belgesellerle gelecek kuşaklara aktarılır.
Turizm değerine dönüştürülür.
Şehrin tanıtımında kullanılır.
Ve en önemlisi, şehir insanının kendi geçmişiyle gurur duymasını sağlar.
Pasinler’in 1048 gibi bir tarihi varsa, bunun ekonomik, kültürel ve turistik karşılığını da düşünmek zorundayız.
Bugün Pasinler’i Türkiye’ye anlatırken sadece kaplıcalarımızdan, tarımımızdan, hayvancılığımızdan söz etmek yetmez.
1048’i de anlatmalıyız.
Çünkü bizim elimizde başkalarının sonradan üretmeye çalıştığı bir hikâye değil, tarihin kendisi var.
⸻
SORUYORUM: PASİNLER’İN TARİHİNE SAHİP ÇIKMAK ÇOK MU ZOR?
18 Eylül’de sivil toplum kuruluşları kendi imkânlarıyla tarihimizin bu önemli gününü hatırlattı.
Onlara teşekkür ediyoruz.
Ama devlet kurumları ve yerel yönetimler neden bunun çok daha büyüğünü yapamadı?
Neden 18 Eylül, Pasinler’in bütün kurumlarının ortaklaşa sahip çıktığı bir gün olmadı?
Neden Erzurum’a gelen önemli bir siyasi isim, Pasinler’in tarihî mirasıyla buluşturulmadı?
Neden Pasinler’in adı Türkiye’nin gündemine taşınmadı?
Bunlar suçlama değil.
Bunlar kamuoyunun sorması gereken sorular.
Çünkü biz artık aynı şeyleri tekrar tekrar yaşamaktan yorulduk.
Pasinler’in makûs talihini değiştirmek istiyorsak önce makûs talih anlayışını değiştirmeliyiz.
“Böyle gelmiş, böyle gider” dememeliyiz.
⸻
PASİNLER’İN SAHİBİ VAR
Son olarak şunu söylemek istiyorum:
Pasinler’in sahibi bir siyasi parti değildir.
Pasinler’in sahibi bir belediye başkanı değildir.
Pasinler’in sahibi bir kaymakam değildir.
Pasinler’in sahibi bugün görevde olan herhangi bir makam sahibi de değildir.
Pasinler, Pasinler halkınındır.
Tarihi de halkındır.
Geçmişi de halkındır.
Geleceği de halkındır.
O yüzden kimse bu yazıyı “birilerine karşı yazılmış siyasi bir yazı” olarak görmesin.
Benim meselem çok daha basit:
Bu toprakların tarihine neden sahip çıkmıyoruz?
Kişiler değişir.
İsimler değişir.
Partiler değişir.
Hükümetler değişir.
Ama zihniyet değişmezse Pasinler’in makûs tarihi değişmez.
Ve artık Pasinler’in ihtiyacı yeni bir isimden önce, yeni bir zihniyettir.
Çünkü 1048’i olan bir ilçenin kaderi, sadece günü kurtarmaya sığmaz.
Pasinler’in tarihi var.
Pasinler’in hafızası var.
Pasinler’in sözü var.
Yeter ki biz o tarihi hatırlayalım.
Kaleme alan: Hikmet Ergün